Salı, Ocak 13, 2015

Memleket sözcüğünün anlamının anlamsızlığı

-Londra'dan İstanbul'a geldiğimde fark ettiğim ilk şey, insanların bakışları ve yüz ifadeleri oldu. Herkes birbirine düşmanca bakıyor, herkes sinirli, gergin, herkesin acelesi var, herkes bir yere yetişmek zorunda ve herkes mutsuz Türkiye'de. Oysa İngiltere böyle miydi? Herkesin yüzünde güller açıyor orada. Bir tane mutsuz insan görmedim ben, herkes sakin sakin yaşayıp gidiyor.
Bu yüzden Türkiye'de yaşamak istemiyorum. İnsanların sakin ve mutlu olduğu yerler çok güzel.

-Cambridge bana ne yaptıysa, evimi bırakmak istemiyorum diyerek oturup ağladım tren istasyonunda. İstanbul'a inerken de uçakta. Ben 10 sene öncesine kadar, dünyayı görmek isteyen ama ülkesine, milletine aşık biriydim. Şu an ülkemi sevmiyorum, insanlarını da sevemiyorum. Kurtulmaktan çok uzakta bir noktadayız artık, belki ondan.

-Türkiye'yle olan tek bağım ailem ve arkadaşlarım artık. Geldiğimde sevindiğim tek şey ailemi görmem ve arkadaşlarımın deli gibi geldin mi, geldin mi diye sormaları oldu. Mümkün olsa keşke de, hepsini toplayıp Cambridge'e götürsem. Daha bir gün oldu ama Cambridge'te oturduğum sokağı bile özledim.

-Bence insan kendini nereye ait hissediyorsa oralı olmalı. Henüz Yeni Zelanda'yı görmediğim için şimdilik Cambridge'liyim. (Bunu bir İzmir aşığı söylüyorsa durum vahim demektir)

-31 Ocak'ta görüşürüz canım memleketim.