Çarşamba, Aralık 24, 2014

2014 Kitapları/Filmleri/Dizileri

Kitap

Goodreads'e göre şimdilik 95 kitap okumuşum, geçen yılki sayıyı geçmişim, 100'e bir türlü varamadım. 2015 Goodreads Reading Challenge için büyük ihtimalle 90 diyeceğim.

The Sweetness at the Bottom of the Pie (Alan Bradley): Bu seriyle Domingo sayesinde tanıştım. Domingo sevgimi daha önce de dile getirmiştim, adamların yayımladığı bütün kitaplar güzel. İsmi ilgimi çekmişti öncelikle, Türkçe'ye; "Bir Tuhaf Turta Vakası" olarak çevrilmiş ki bence orijinal isminden daha güzel. :) Polisiye bir roman, Flavia de Luce adında, yanılmıyorsam 11 yaşında bir çocuğun çözdüğü olayları anlatıyor serideki kitaplar. İlkini Türkçe okudum fakat serinin diğer kitapları sanırım çevrilmeyecek - en azından Domingo tarafından. Ben de ikincisini İngilizce'sinden okudum. Harika kitaplar, polisiye sevenler kaçırmasın.

Büyücüler (Lev Grossman): Ne diyebilirim ki, tek kelimeyle harika bir kitap. Bir yerlerde, "Yetişkinler için Hogwarts" diye yorumlamışlardı yanlış hatırlamıyorsam, ki aynen öyle. İkinci kitap da yakın zamanda Türkçe'ye çevrildi, okumak için sabırsızlanıyorum!

Berlinli Apartmanı (Yaprak Öz): Yitik Ülke Yayınları'ndan bir polisiye. O kadar tatlı bir kitaptı ki anlatamam.

Uzun Dünya (Terry Pratchett & Stephen Baxter): Harika. Terry Pratchett zaten olağanüstü bir adam, onu geç kalıp bu yıl keşfetmiş olsam da hemen bu seriye ve Diskdünya serisine başladım. Bu serinin ikincisinin İngilizcesini dayanamayıp satın aldım, 2015'te okunacaklar listemde duruyor.

2001: Bir Uzay Efsanesi (Arthur C. Clarke): Muhteşem. Filmini en kısa zamanda izleyip açığı kapatmam lazım.

Hollow City (Ransom Riggs): Miss Peregrine's Peculiar Children kitabının devamı, serinin ikincisi. İlkini çok sevmemiştim fakat bu kitap çok çok daha iyiydi. Üçüncüyü dört gözle bekliyorum.

Kader Bozucu (Gündüz Öğüt): Mavi Sanat Roman Atölyesi'ndeki hocalarımdan birinin öykü kitabı, satışa çıkar çıkmaz alıp bir günde bitirdim. Enfes fantastik öyküler. Öykü sevenler okumalı!

Doctor Who: Shada (Gareth Roberts): Tek bir şey diyeceğim: Allons-y!

Maximilian Ponder'ın Muteber Beyni (John Ironmonger): Yine isminden ötürü satın aldığım bir kitap, bir de kapağı çok başarılıydı ve beni hayal kırıklığına uğratmadı. Çok ilginç bir konusu var, okumaya başladığınızda sizi esir alıyor resmen.

Jessie Lamb'in Vasiyeti (Jane Rogers): Bu kitaptan hiçbir beklentim yoktu aslında, romance'e kaçarmış gibi duruyordu kapağından ve isminden ötürü. Alakası yokmuş, ödülünü de sonuna kadar hak etmiş. 

Günlükler (Sylvia Plath): "Bedenimin hayatta kalması için ekmek ne ise, mağrur ruh sağlığım için de yazmak odur."

Sherlock Holmes ve Ölülerin Bilgeliği (Rodolfo Martinez): Sherlock Holmes öyküleri yazan yazarlardan hiç haz etmem ama bu adam harika! Bütün SH kitaplarını okumak istiyorum!

Hannibal (Thomas Harris): En sevdiğim villain'a yazılabilecek en iyi kitap. Çoğu insan çok beğenmemiş olsa da ben bayıldım.

Yaşlı Adamın Savaşı (John Scalzi): Mükemmel bir bilim kurgu. İkinci kitap dört gözle okunmayı bekliyor.

Yaylı Bacak Jack (Mark Hodder): Cambridge'te okuduğum ilk kitaptı, yine isminden ötürü almıştım, ve bayıldım, bayıldım, bayıldım; seriymiş, diğer kitaplar çevrilecek mi bilmiyorum ama çevrilmese de alıp okuyacağım. İnanılmaz güzeldi.

The Brief Wondrous Life of Oscar Wao (Junot Diaz): Patterns of Story dersimde sunumunu yaptığım kitap olduğu için aceleyle okudum, fakat Doctor Who ve Tolkien göndermeleri beni bitirdi. Çok tatlıydı.

Eleven Doctors, Eleven Stories: Burada tekrar Allons-y diyoruz.

The Adventures of Tom Bombadil (J R. R. TOLKIEN): Fantastik edebiyatın tanrısından mükemmel bir kitap daha. Gördüğüm andan beri almayı çok istemiştim, bekleyemedim, aldım ve başladığım gibi bitirdim. <3

Johnny Panic and the Bible of Dreams (Sylvia Plath): Bu kadın kendini yazmak konusunda nasıl yetersiz görüyormuş anlamıyorum, öyküleri şiirleri kadar müthiş.

The Martian (Andy Weir): Bu kitabı muhtemelen her yerde görmüşsünüzdür. Görün zaten, çünkü çok iyi bir kitap. Bu yıl okuduğum en iyi kitap diyemem ama bu yıl çıkmış en iyi kitap olabilir (Ki zaten Goodreads okurları bilim kurgu dalında öyle dedi :p).

Film





Die Tür: Mads Mikkelsen filmlerinden, harikaydı, mutlaka izleyin.

Rec: Korku filmi arıyorsanız bu filmi (hatta devam filmlerini de) izleyin. 

Gone Girl: Bu yıl izlediğim en iyi filmlerden.

Interstellar: Sinemada izleyince film bittiğinde bir süre olduğunuz yerde oturup kalıyorsunuz. Harika bir bilim kurgu.

The Hunger Games: Mockingjay Part I: "Are you, are you coming to the tree". Son zaman distopyalarının en iyisi (açık ara farkla). Diğerleri hep (Maze Runner dışında) taklit ya da zayıf. 

The Hobbit: The Battle of the Five Armies: Şuradan gidelim, biraz ağlayalım.

Dizi

Black Mirror Christmas bölümüyle harika bir geri dönüş yaptı. Onun dışında bu yıl Friends'e başladım, arkadaşlarımın dedikleri kadar varmış, HIMYM gitsin kendini atsın bir yerlerden. Friends izledikten sonra HIMYM çok boş beleş geliyor insana. Sonuna kadar izleyenlere acıyorum.

Walking Dead'e eskisi kadar tutkun değilim, sıkılmaya başladım artık, beni şaşırtan hiçbir şey olmuyor (Son bölümdeki malum olay dışında). Alışkanlık gereği izliyorum.

Buraya her hafta gelip yazdığımdan anlayacağınız üzre, Hannibal'a tapmaktayım. Daha fazlasını söylememe gerek yok. Hayır var: Mads Mikkelsen. Başlamadıysanız lütfen burada saçma sapan şeyler okumayınız, gidip hemen başlayınız!

Sanırım bu yıl izledim, Lost'u hayatım boyunca unutamam. Finali çok kötüydü diyenler saçmalıyor, kale almıyorum, muhteşem diziymiş.

Elementary girdi hayatıma bu yıl, ilk başlarda önyargılı olsam da çok sevdim, sadece Moriarty olayı ve sezon finalleri çok kötü. Öyle çuvallamayı nasıl beceriyorlar anlamıyorum. Bu arada Sherlock'u da allah kahretsin, 3 bölüm için 2 yıl bekletenler allahlarından bulsun.

Six Feet Under'ı bitirdim bir de, dedikleri kadar güzel diziymiş, özellikle final bölümü çok başarılı.

Fringe'i hala çok özlüyorum...

Grimm'e bayılıyorum ve bu diziyi izlemeyen insan sayısı o kadar çok ki, hepinizin kafasını duvarlara çarpmak istiyorum! Bu güzellikten mahrum kalamazsınız!

American Horror Story'ye diyeceğim hiçbir şey yok, bu sezon iyice uçtular. İlk sezondan sonraki favori sezonum Freak Show kesinlikle.

Under the Dome'un 2. sezonu ilkinden çok daha iyiydi, gün bile sayamıyoruz çok ara veriyorsunuz, bıktık bu huylarınızdan.

The 100'ın ilk sezonu oldukça iyiydi fakat ikinci sezonun özellikle son kısımları beni pek sarmıyor.

Orphan Black! Hastasıyım!

The Strain, ah The Strain... Bu yıl izlediğim en iyi dizi (Fargo ile birlikte, onu da burada anayım, hatta şunu da kocaman harflerle yazayım: MARTIN FREEMAN.). Kitabını edindim, en kısa zamanda okuyacağım. Muhteşem bir dizi, muhteşemlikten ölüyor, niye çabucak bitiyor bu güzel dizilerin sezonları. :(

Bu yılki hayal kırıklıklarım; Gracepoint, Bones, The Escape Artist, The Fall, Downton Abbey (Neden sıkıldım bu diziden ben de bilmiyorum, ama bırakacak kadar sıkıldım), Bates Motel.

Doctor Who her zamanki gibi inanılmaz güzel, Capaldi'ye hayranım, modern seriden en sevdiğim Doktor olma şerefine erişti. <3 Capaldi'ye olmamış diyen de blog'umdan şu an çıkıp gitsin. Tahammülüm yok.

*

Size bu şarkıyı bırakıp gidiyorum, sevgilerimle. <3

0 uruk-hai öldürdü: