Cumartesi, Ağustos 17, 2013

So come and face me now here on the stage tonight.

Lübeck'ten dönüyoruz, o vakte kadar kaldığımız yerlerdeki oteller özenle seçilmiş, en lüks yerlerde kalıyoruz derken son gecemizi yerel bir hadiseden ötürü tamamiyle dolu olan merkezi otellerin birinde değil, minik bir kasaba olan Reinbek'teki bir otelde geçiriyoruz, otel belki de Almanya'daki caddelerin yarısından fazlası gibi isimlendirilmiş olan Hamburger Strasse üzerinde, eski ve terk edilmiş (Bu bilgiyi özellikle teyit ettirdikten sonra kendimi tutamayıp "Hah, bu gece bir cinayet işlenir işte" diyorum, yüksek sesle, kimse yadırgamadığı gibi, gülmeyen ve bana katılmayan olmuyor) bir kilisenin karşısında, girişi bulmamız bile neredeyse yarım saatimizi alıyor, tuhaf bir otoparka girip tuhaf bir asansörle yukarı valizlerimizle çıkıp oda anahtarlarımızın verilmesini bekliyoruz, kalacağımız yerin adı Sachsenwald Hotel, lobiye girer girmez mekanın tam anlamıyla roman yazmak, roman okumak, romanda geçen mekan olmak için biçilmiş kaftan olduğunu görüyorum, havasını içime iyice çekiyorum ki eve o havadan bol bol götürebileyim, Lonely Mountain defterimi çıkarıp notlar alıyorum ki aylar sonra orayı unutmayayım, belki bir gün romanlarımın ya da öykülerimin birinde kullanırım, o gece yorgunluk yüzünden yalnızca yorgana sarılıp rastgele açtığım kanalda gösterilen Eurovision Şarkı Yarışması'nı izlerken dinleyebildiğim tek şarkı, çok beğendiğim şarkı, aynı zamanda birinci olan şarkı daha bitmeden uyuyakalıyorum ama şarkı beynimden silinmiyor, döndüğümden beri her sabah ilk olarak dinlediğim şarkı oluyor, ne sözleri ruh halimi anlatıyor ne sevdiği adama sevgiyle karışık hesap soran kadın kalbinden var bende, ama yine de çok sahipleniyorum şarkıyı, Reinbek şarkısı o benim için, terk edilmiş bir kilisenin karşısındaki çok tatlı, mütevazı, insana hayat boyu yetecek kadar ilham enjekte eden bir otel vardı, oranın şarkısı bu, koridorlarında bu şarkı çalıyordu ve çalışan herkes bu şarkıyı söylüyordu, çünkü bir şarkı sadece bir insanın üstüne yapışmaz kokusu o yerin duvarlara siner, yemeklere başka bir tat katar, bakışlarını nereye kilitlesen hiç olmamış, olmayan ve olmayacak şeyler görmeni sağlar, bu yüzden bu şarkı da canlı, kadın da adam da o aşk da o sevgi de kadının kalbi de canlı, sadece ben canlı değilim.

6 uruk-hai öldürdü:

Sycorox dedi ki...

bana çok uyuyor sözleri :(

Erinç Durlanık dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sam Scarlet dedi ki...

evet?

Erinç Durlanık dedi ki...

şarkıyı merak ettim sadece. ister istemez o merak uyanıyor çünkü.

Sam Scarlet dedi ki...

e ama şarkıyı paylaştım zaten yazının başında?

Erinç Durlanık dedi ki...

evet. doğru, direk geçmişim pardon kalabalık ve kabalık ettim.