Pazartesi, Haziran 18, 2012

We hope your rules and wisdom choke you.

Burada kendimi kandırıyormuşum gibi hissetmeye başladım ara sıra. Özgürlükten, hayalleri gerçekleştirmekten, varlığına inandığım dünyalardan bahsediyorum hep ama peki ya geri kalanı? Özgürlüğe ulaşmak için, hayalleri gerçekleştirmek için ödenen bedeller var elbet, hem de öyle küçük şeylerle değil, senelerle ödenen bedeller.

Beş senedir sırf ailem istiyor diye eğitimime devam ediyorum. Bunun dışında başka hiçbir sebebimin olmayışı çok saçma gelebilir belki ama benim için tek ve en mantıklı sebep bu. İki kez okulu bırakmaya karar verdiğimi söyledim, ikisinde de kötü bir şey olmasın diye kararımdan vazgeçip devam ettim. Zaten babamın isteğiyle başlamıştım, bitirdikten sonra hiçbir engel kalmazdı artık, özgür ve "mutlu" olurdum. Önce şu okulu bitireyim, sonrası çok güzel dedim hep.

Mezuniyetten sonra "kendim için" doğru düzgün bir planım yok, aslında tek düşündüğüm şey; 11 senedir uğruna yaşadığım hayalin gerçekleşmesinin çok "acayip" şeylere sebep olabileceği ve ne planlarsam planlayayım o kitap ve getirdiklerinin her şeyi geçersiz kılacağıydı. Ama özgürlüğümle ilgili olarak, okul sağ salim bittikten sonra muhtemelen nefret edeceğim bir iş bulup evden temelli ayrılmayı planlıyordum. Her fırsatta da söylüyordum bunu.

Çok para kazanmama gerek yoktu, karnım azıcık doysa, kiramı tamamlasam, faturalarımı ödeyebilsem yeterdi. Zaten geri kalanını idare etmeyi biliyorum. Ucuz ama doyurucu yemekler nerededir, beş kuruşumuz yoksa karnımızı nasıl doyururuz ya da nasıl eğleniriz, hepsini yüzlerce kez deneyip yanılmadığım için bu konuda sıkıntım yok. Zaten cebinde beş kuruşun kalmadığı durumlar olmadığı sürece yaşadığını nasıl anlayacaksın ki? İnsan asıl fakirken, elinde bir şey yokken ama "özgürken" çok mutlu oluyor. Paran yok ama arkadaşların var, paran yok ama özgürlüğün var, paran yok ama sen kendinsin.

"Arkadaşlarımla konuşurken onlar kızlarının doktora yaptığından, okullar bitirdiğinden bahsediyor, ben mecburen susuyorum. Hayat planlarından bile haberim yok." gibi bir cümle sarf edildiğinde ben sadece acı acı gülümseyebildim. Bu cümlede benim savaşmakta olduğum o kadar çok şey var ki, belki hayatımın başından beri karşı çıktığım şeyler hepsi.

Öncelikle: O okullar bitirip doktora yaptıkları için "çok başarılı", "çok zeki", "sürekli anlatılan ve gurur duyulan" evlatlar: Şimdi kalkıp da Einstein ve benzeri örnekleri vermeyeceğim ama, bu ülkede (ya da dünyada) okulların nasıl eğitimler verdiğini çok iyi biliyoruz. Ne geri zekalıların hiç takılmadan dört senede üniversiteden mezun olduklarını, ne salakların yüksek lisans, doktora, vesaire yapıp kariyer sahibi olduklarını biliyoruz. Ben geçen sene aynı sıralarda oturup notlarına bakılırsa benden daha "başarılı" olduğu söylenebilecek bir kızın derste hocanın sorduğu bir soruya: "İnsanları ilerleten bilimdir tabii ki, edebiyatın hiçbir şeyi değiştirme gücü yoktur ki" diye cevap verdiğini unutamıyorum hala, ve siz çıkmış bu kız dört senede mezun olup iyi bir işe girdiği için hayatta benden, bizden daha başarılı olduğunu mu söylüyorsunuz?

Ayrıca: hayat planlarımın ne olduğunu hemen söyleyeyim. Dünyayı değiştirmek! Tamam, bu kimseye söylenebilecek bir şey değil. Sonuçta "dünya değiştirici" diye bir meslek yok, devlet bu insanlara maaş vermez, bunlar toplumda saygı görmez, sonları da kimsenin bilmediği bir yerde "sürüne sürüne" ölmek olur.

Kariyer yapıp zengin olmaktansa, bu ülkenin diğer ucunda hiç tanımadığım, her şeyin en ucuna gelmiş birkaç insanın benim kelimelerimi okuyup mücadeleye devam etmesini ve sonra sırf bunun için adımı hatırlamasını diliyorum.

Perşembe, Haziran 14, 2012

Dün Mavi Sanat'ın balkonunda Gündüz hocayla konuşurken kitabımı oluşturan sayfaları özenle içine koyduğum dosyayı göğsüme bastırıp neredeyse kucaklayışıma güldük.

Önceki düşüncelerimin aksine, bittiğinde içimde bayağı büyük bir boşluk olacak.