Pazartesi, Temmuz 16, 2012

Tolkien babam, yine naptın bana?

Bunca yıldır LOTR aşığıyım, bunca yıldır Tolkien aşığıyım, bu güne kadar Frodolu, Samli, Gandalflı Aragornlu, Sarumanlı ya da ejderhalı, atlı, savaşlı milyon tane rüya görmüşümdür belki. Ki böyle çılgınca sevdiğim bir dünyaya dair herhangi bir şey görmem gayet doğal.

Fakat bu gece gördüğüm rüya, yani böyle... Anlatılmaz yaşanır tarzında, acayip, tüyler ürpertici, olağanüstü, benim için bir o kadar da korkutucuydu; sonra durup bi düşündüm, acaba dedim, rüyalara fazla anlam yüklememeli miyim, yoksa eskisi gibi çıkarımlar yapmaya devam mı etmeliyim? Çünkü ben bazen böyle anlamlı rüyaları değişik yorumlarım, öyle olduğuna inanmak isterim, mesela bir keresinde rüyamda Jennifer Love Hewitt'in (kendisi her giriştiği işi başarıyla sonuçlandıran biri çünkü) kitabımla ilgili bana cesaret verdiğini, konuşurken bana "Don't give in!" dediğini görmüştüm (ki bu rüya yaklaşık iki sene öncesinin rüyası). Beynim hemen bir senaryo kurmuş, "Tanrı bu işte çok başarılı olacağımı ve hatta bu sayede bir şeyleri değiştirebileceğimi bildiği için bu şekilde bana cesaret ve inanç gönderiyor" demişti. Ben de inanmıştım.

Bu kez, onca yıllık LOTR ve Tolkien aşkıma rağmen rüyamda hiç görmediğim birini gördüm: TOLKIEN'ı. Kelimelere nasıl dökebilirim bilmiyorum, çünkü gerçekten, GERÇEKTEN onu gördüm, yüzünü inceledim, sesini daha sonra hatırlayabilmek için çok dikkatlice dinledim, hepsini hatırlıyorum.

Tahtadan yapılmış uzun bir masa var. Nerede olduğumuzla ilgili pek bir fikrim yok ama kütüphane gibi bir yer. Sessiz, sakin, kimsecikler yok. Belki de O'nun evinin bir odası. Orada tek başına oturmakta biz içeri girdiğimizde. Yanımda iki adam var, editör, yazar ya da gazeteci olmalılar. Ben masaya fazla yaklaşmıyorum, uzakta duruyorum. Adamlardan biri Tolkien'ın yanına gidiyor, Tolkien başını okumakta olduğu kitaptan kaldırıyor, adam da bana bakarak; "İşte bu Tolkien," diyor, sonra da benim adımı söyleyerek bizi tanıştırmış oluyor. Ne el sıkışıyoruz ne de memnun olduğumuzu söylüyoruz. Sanki o başka dünyada, ben başka bir dünyada gibiyim; ardından ayağa kalkıyor, bana doğru geliyor, bir şeyler anlatmaya başlıyor. Ama bana hiçbir şekilde bakmıyor, sadece karşımda durmuş sürekli konuşuyor. Benle konuştuğunu biliyorum ama bana bakmıyor. Sanki o bir canlı, ben bir hayaletim ve o beni göremiyor.

Bunları boşverip yüzünü inceliyorum, gerçekten de o mu merak ediyorum. İçimden; "Evet fotoğraflarında gördüğüm adam bu, aynısı, bu Tolkien, o yanımda, onunla tanıştırıldım" diyorum. Sonra uyanır gibi oldum, yarı uyanık bir halde; "Bu rüyayı hatırlamalıyım, hatırlamalıyım, hatırlamalıyım" diyerek tekrar dalmışım.

Sabah kalktığımda dayak yemiş gibiydim. Belki beni ziyaret etmiştir, olamaz mı?

4 uruk-hai öldürdü:

Mr.E dedi ki...

Ve ellerin boş mu karşıladın koskoca adamı??? :)

Sittirella dedi ki...

Yuh! demek istiyorum müsaadenle :)
Nasıl bir rüyadır bu? :)

Sam dedi ki...

Mr.E, olm elleri boş karşılanan bendim, insan bi imzalı kitap falan verir ne bileyim! :)

Sittirella, yüzyılın rüyası :D

Mehmet Akif Malatyalı dedi ki...

Çok hoş bir rüya. Psikolojik tabanlı gelmedi pek bana. Belki de gerçekten fantastik bir alemde görüşmüş olabilirsiniz...